Düşünce üzerindeki baskılar hala iktidarın biraz işine yarıyor

Son dönemde Türkiye’de neler oldu?

1) SETA’nın Türkçe yayın yapan yabancı yayın organlarını hedef alan raporu yayımlandı. Hemen ardından Rusya’nın Sesi Radyosu, Davutoğlu röportajını yapan gazetecilerin programına son verdi.

2) Anayasa Mahkemesi, Barış Akademisyenleri hakkında verdiği karar nedeniyle havuz medyası tarafından hedef alındı. Dava hakkındaki “bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerekir” ifadelerinin geçtiği gerekçeli karar terör örgütü bildirisine benzetildi.

3) Netfilx, BluTv, Medyascope gibi internet üzerinden yayın yapan platformlar RTÜK denetimine girdi.

4) Diken ve T24 siteleri hakkında Fuat Avni’nin tweetlerini haber yapmaları nedeniyle “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçundan soruşturma başlatıldı.

Bu dördünün bir ortak noktası var mı? Var tabii. İktidar, kendi isteği dışındaki bütün görüş ve eylemleri kontrolü altına almak istiyor; planlı bir şekilde, kendi kontrolü dışındaki görüş ve eylemler üzerinde baskı kuruyor.

Peki iktidarın bu çabası işe yarıyor mu?

AKP son seçimde bütün önemli belediyeleri kaybettiğine göre, yüzde yüz yaramıyor. Ama hiç işe yaramadığını iddia etmek de açıkçası polyannacılık olur. Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerde ekonomik krize rağmen Türkiye genelinde belediye meclisleri seçimlerine göre %50.02; büyükşehir belediyeleri ve il genel meclisleri seçimlerine göre (yenilenmiş İstanbul seçimleri dahil) %53.81 oy aldığını unutmayalım. Evet, CHP İmamoğlu ile ivmelenmiş durumda. Cumhur İttifakı da popülarite kaybediyor, ama hala çoğunluğu elinde tutuyor.

Metropoll’ün Türkiye’nin Nabzı anketlerine göre de RTE’yi başarılı bulanların oranı hayli düşmüş, ancak hala Haziran 2015 seçimleri öncesinin biraz üzerinde (Grafik 1). Malum Haziran 2015 seçimleri öncesinde, ana akım medyanın durumu gene de daha iyiydi. O dönemi hatırlayın… Doğan Medya Grubu hala el değiştirmemişti mesela. Dahası, Gezi’nin etkisi biraz medyaya yansımıştı; televizyonlarda hala hararetli tartışmaların olduğu, izlenesi tartışma programları vardı. HDP milletvekilleri CNN Türk’e çıkabiliyordu. Özellikle darbe girişimi sonrasında kapatılan pek çok muhalif kanal yayın hayatına devam ediyordu. Yine darbe girişimi sonrasında kapatılan pek çok STK hala aktifti.

Haziran 2015’ten bugüne Türkiye’de işler kötüleşti. Mesela ekonomi, 2015’e göre çok daha derin bir krize girdi. Barış sürecinin bitmesi ile, Güneydoğu’da yaşanan vatandaşlarımız çok yıkıcı bir dönem geçirdi. Dahası yüzlerce insan KHK’larla kamudan sorgusuz sualsiz atıldı. Bütün bunlara rağmen RTE’nin görev onayının Haziran 2015’e göre daha yüksek olması, iktidarın o güne kıyasla ana akım medyayı daha fazla kontrol etmesi ve muhalif görüşleri daha fazla baskılaması ile açıklanabilir kanımca.

Grafik 1: Metropoll anketine göre Recep Tayyip Erdoğan’ın Görev Onayı Zaman Grafiği (%)

Ekran Resmi 2019-08-02 05.39.43

İktidarın medya üzerindeki kontrolünün etkisini, Alper Yağcı ile Konda’nın Şubat 2017’ye dair bir anketini kullanarak yaptığımız çalışmada biz de görüyoruz (merak edenler için makale burada ve özeti burada). Bulgularımıza göre; evet, insanlar tamamen gerçek hayattan kopuk değil. Oy verenlerin gelirlerindeki büyüme (veya küçülme) ekonominin nasıl gittiği hakkındaki düşüncelerini ve iktidara oy verme ihtimallerini etkiliyor. Lakin haberleri TRT, ATV, A Haber ve Kanal 7 gibi iktidarla organik bağı olan kanallardan takip edenler, diğerlerine göre hem ekonominin gidişatını daha olumlu görüyorlar (mesela ‘enflasyon tahmini yapın’ denildiğinde daha düşük rakamlar söylüyorlar), hem de iktidara daha yüksek ihtimalle oy veriyorlar. Dahası makalenin üzerinde çalıştığımız yeni versiyonunda, yukarıda saydığımız kanalların, hayatı boyunca hiç AKP’ye oy vermemiş insanları dahi etkilediğini görüyoruz. AKP’ye hiç oy vermediği halde belki ailesi izlediği, belki sevdiği dizi o kanalda olduğu için haberleri iktidarla organik bağı olan kanallardan takip edenler; ekonominin gidişatını diğer AKP’ye oy vermemişlere göre anlamlı şekilde daha olumlu görüyorlar.

Özetle, iktidarın medya üzerindeki kontrolü ve farklı düşünceler üzerinde kurduğu baskılar; iktidarın biraz işine yarıyor. ‘Artık insanlar yandaş medyaya inanmıyor, yandaş medya güvenilirliğini tamamen yitirdi’ gibi argümanlar en azından şimdilik gerçekçi değil. Lakin, insanlar tamamen gerçeklikten kopuk değil ve tam da iktidarın farklı görüşleri susturduğu düzen yüzünden Türkiye adım adım yönetilemez hale geliyor. Ekonominin gidişatına bakarsak iktidarın farklı görüşleri baskılama çabaları, bana göre iktidar için tampon görevi görse de yeterli olmayacak! Bekleyelim görelim…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.